20 Mart 2013 Çarşamba

Antonio Berardi - Moda Haftasından Esintiler Vol. 1

Uzun zamandır yapmadığım bir şeyi yapmak istiyorum. Defileler, moda haftaları hatta alışveriş, hepsine çok uzak kalmıştım son zamanlarda. Antonio Berardi, her parçasına bayıldığım sonbahar-kış kreasyonuyla karşıma çıkınca paylaşmadan edemedim. Rüzgar benim tarafıma çok geç ulaştı ama hala etkisini sürdürüyor.
Moda Haftasından Esintiler için, keyifli seyirler...





























8 Mart 2013 Cuma

Hayalimdeki Ev
















Günlük Diyelim


Günlük deyip de böyle bir fotoğraf koyduktan sonra size Westphalia Barışı'nı anlatsam tuhaf olur değil mi, o yüzden notlarımı atlayarak aktarayım.

Geçen haftadan bahsedeyim öncelikle,
 Perşembe Body Works ve Consuming Spirits,
Cuma Liderlik Kampı ve Nobody Walks,
Cumartesi Baraka ve Ece'yle araba kullanma,
Pazar vadide yürüyüş ve Antiviral ile geçti günlerim.

Kalın ve eğik yazdıklarımın her biri festival filmiydi, Baraka benim hayata bakışımı değiştirdi.
 Onu izlediğimden beri tavuk ve kırmızı et yemiyorum. Belgesel tadında, çok güzel bir film olduğunu da söylemek isterim.
Nobody Walks'u da çok başarılı buldum. Olivia Thirbly çok hoştu.

Bu hafta okula gitmedim, açıkçası evde de pek verimli olamadım ama haftaya her sabah erkenden kalkıp önce okulda spor yapacağım sonra da kütüphanede ders çalışacağım. Bir iki eşofman aldım, daha önce aldığım yoga kitabını okuyorum.

Gelelim notlarıma :)

Yunanca kökenli kelimeler var, yeni öğrendiğim.

Sinopsis: Sinemada filmlerin hikayelerinin hazırlanmasında kullanılan ön çalışma. "Sinopsis" kelimesinin kökeni Yunanca'dan gelir ve "Bir bakışta okunabilen" demektir.
Sinoptik: Aynı bakış açısıyla yazılmış. Yunanca anlamı "eşgörünümlü"dür.
alt bilgi. Sinoptik İnciller: Kitab-ı Mukaddes'teki İncillerin üçü; Matta, Markos ve Lukanınkiler, hem bilgi hem de üslup açısından birbirini andırır. Bunlara Sinoptik İnciller denir.
Kanonik: Yunanca kanon(kanun,kural) kökünden türemiş bir sıfattır. "Genel olarak kabul edilen" ya da "otoritelerce doğrulanmış" anlamına gelir.

Bir de Hukuk kitaplarına hep karşıma çıkan şu "Kolluk Kuvvetleri"ni iyice bir öğreneyim dedim.

Kolluk Kuvvetleri

Genel Kolluk Kuvvetleri:
Emniyet Genel Müdürlüğü
Jandarma Genel Komutanlığı
Sahil Güvenlik Komutanlığı
Gümrük ve Muhafaza Genel Müdürlüğü

Özel Kolluk Kuvvetleri:
Gümrük ve Muhafaza Genel Müdürlüğü
Milli İstihbarat Teşkilatı
Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı
Orman Muhafaza
Trafik Polisi
Otoyol Trafik
İnfaz Koruma Memurları
Geçici Köy Korucusu
Belediye Zabıtası
Özel Güvenlik Teşkilatı
Kolluk Yetkisini Kullanan Kamu Görevlileri

Burada Gümrük ve Muhafaza Genel Müdürlüğünün özel bir durumu var, sınır kapılarında suçun önlenmesini sağlayan ve gerektiğinde adli kolluk görevi verilen Gümrük ve Muhafaza Genel Müdürlüğü bir genel kolluk kuvvetiyken özel kanunlar çerçevesinde ve yalnızca belirli bir amaç için kurularak teşkilatlandırılan Gümrük ve Muhafaza Genel Müdürlüğü de bir özel kolluk kuvvetidir.

Gittikçe sıkıcı olduğumu düşünenler var mı?

28 Şubat 2013 Perşembe

Günlük

25 Şubat'tan beri çalışmalarımı bir deftere kaydediyorum, defterin ilk sayfasını da buradan paylaşayım dedim. Hem öğrendiklerimi tekrar etmiş, hem de o günün günlüğünü paylaşmış oluyorum böylece.

25.02.2013

Fahir Armaoğlu'nun 19. Yüzyıl Siyasi Tarihi ile güne başladım, Kudret Emiroğlu'nun Gündelik Hayatımızın Tarihi ile devam ettim. Şu an saat 12.36, Atlas Tarih'e göz atıyorum(Aralık 2012-Ocak 2013 sayısı) Bugün öğrendiklerimi yazacağım.

Atlas Tarih'ten bilgiler:

  • Taksim, adını Osmanlı döneminde çevresine su dağıtmak için yapılan "su maksemi"nden almış.
  • İntinsah: Osmanlı'da kitapların elle yazılarak çoğaltılması yöntemidir.
  • "Gedik" deyimi, ticaret ve sanayi yapabilme yetkisine sahip olma anlamına gelir.
  • Bekri Mustafa: 17. yüzyılda içki düşkünlüğü ve halk arasında içki yasağına duyulan tepkiyi dile getiren kişi olarak efsaneleşmiştir. Tütün yasağı getiren IV. Murat'ın dostları arasında yer aldığı ve onu da içkiye alıştırdığı söylenir.
  • Bacchus: Eski Yunan-Roma mitolojisinde toprağın ve ürünün bereketini simgeleyen doğa Tanrısı. Özellikle şarap ve coşkunluk Tanrısı.
  • İbrahim Hannibal: Kendisine Büyük Petro'nun Arabı denir. İbrahim Hannibal, zeki ve yakışıklı bir Habeş yetimiydi. Kısa zamanda orduda terfi etti, Reval'deki genel valiliğe kadar yükseldi. Çarın gözdesiydi, Çar onu Avrupa'da okuttu ve Puşkin'lerin asil kızıyla evlenerek asalet unvanı aldı. Büyük Rus yazarı Puşkin'in dedesidir.
  • De Facto: Gerçekte, uygulamada, pratikte anlamlarına gelen Latince deyiştir. "Kanuna göre" veya "hukuki olarak" anlamına gelen de jure ile karşıt olarak sıkça kullanılır. De jure, ilgili konuda kanunların ne söylediğini;  de facto ise gerçek hayatta uygulamanın ne olduğunu belirtir.

25 Şubat 2013 Pazartesi

Sarı Saça Veda

Sarı saçlarıma bugün veda ettim, artık yavaş yavaş kendi rengime döneceğim.




18 Şubat 2013 Pazartesi

Kara Gün - 17 Şubat


Bitanecik tavşanım Poğaça'yı malesef dün sabah kaybettim...

Evde hepimiz çok üzgünüz, Pofuduk da çok durgun. 
Dün bütün gün, onun son gününde yattığı yerde oturdu Pofuduk. 

Poğaça'yı nasıl anlatsam bilmiyorum; çok hareketli, biraz yaramaz, dünya tatlısı bi tavşandı. Çok çok iyi kalpliydi, her gün bıkmadan usanmadan Pofuduk'u kovalayıp Pofi ona yüz vermeyince biraz alınır, duraklar ve sonra yine kovalamaya devam ederdi. Bazen ben onun Pofi'ye ulaşmasını engelleyince zıplayıp üstüme bikaç damla çişini yapardı beni uzaklaştırmak için. Bir şeyi istemezse zıplayıp arkasını dönerdi, sinirlenince ayaklarını sertçe yere vururdu. Kendini pek sevdirmezdi, arada bir izin verirdi sevmemize. Her hareketi ayrı sevimliydi. 

Cereyanda kaldığı için üşütmüş, onu solunum yolu enfeksiyonundan kaybettik. Çok zor nefes alıyordu son gününde, çok halsizdi zor ayakta duruyordu. Ben onu sevdikçe tüyleri dökülüyordu; o akşam veterinere götürdüm. Vitamin verdiler, antibiyotik yaptılar. Burnu çok tıkalı olduğu için 3 kere lavaj yapılmış, nefes alması iyice zorlanınca da oksijen tüpüne bağlamışlar ama ona da yarım saat dayanabilmiş, ben de o sabah kalkar kalkmaz veterineri aradım. Bana ulaşmaya çalışmışlar çok kötü olduğunu ve son bir kez daha görmemi söylemek için, onu o halde görmek istemezdim çünkü Taner'in tavşanı da benim kollarımda öldü, çok üzücü oluyor.

Kendini sevdirmezdi dedim ya, genelde okşayınca kaçar ya da kafasıyla ittirirdi bizi; son gününde hepimiz onu bol bol sevdik, sadece o gün izin verdi. 

Şimdi onun yerinde kocaman bir boşluk var...



15 Şubat 2013 Cuma

Günlük - devam



Bizim, Ayşenur'la en çok korktuğumuz şey o boş insanlardan olmak...Her anı bir şekilde değerlendirmeye çalışıyoruz ama bunu çoğu zaman layıkıyla yerine getiremiyoruz. 

Şimdi bloguma bir göz attım da yazılarımda hep şunu bunu yapacağım yarın onu yazacağım vs. diyerek her şeyi lafta bırakmışım. Çok kızdım kendime, laftan başka bir şey yok resmen. Gerçekten bazı şeyleri o an yazmak isteyip yazmıyorum, üzerinden zaman geçince unutuluyor. Blogumu en baştan okuyan bir insan eminim bunu çok itici bulur, şu anda ben de hem kızdım hem üzüldüm. 

Gelecek zamanlı konuşmak istemiyorum artık. 
Bunun düzeleceğini söylemek yerine bunu düzeltmem gerek.

15 Şubat Günlüğü



Çok uzun zaman oldu değil mi?

Okumadım, yazmadım, seyretmedim;
hayatımın o "tembellik dönemi" olarak geçen bir zaman dilimini daha geride bıraktım.

Anlatmaya kaldığım yerden değil de şimdiki zamandan devam edeceğim.

"Dumanı üstünde", aldığım bir karar var. 

Hazırlığı bırakıyorum...

Aslında benimki bırakma değil de başlama daha çok, sene başındaki planlarımı gerçekleştirmedim. İngilizce derslerine girerek çok zaman kaybettim; zamanımın çok boş geçtiğini hissettim. Artık hazırlıktaki derslere girmeyip vaktimi bölüm derslerinde geçireceğim. Eylül'de de ITP vererek bölüme geçeceğim. Bölümde hangi dersi bulursam ona gireceğim. Sadece bu kadarını söylesem yeterli sanırım.




LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...